FIKRALAR - Hoşgeldiniz! - Blogcu
Hoşgeldiniz!

Hakkımda

Atatürk'ün izindeyim.



Son Yazılarım

  • YAZIKLAR OLSUN!
  • BIKTINIZ ARTIK DEĞİL Mİ? :)))
  • TÜRKAN SAYLAN...
  • ANNELER GÜNÜ KUTLU OLSUN!
  • MERHABA!
  • PRENSES "MELEK" OLDU :((
  • İZİN İSTİYORUM...
  • ATATÜRK ARBORETUMU GEZİSİ...
  • AŞIKLAR İÇİN HER GÜN SEVGİLİLER GÜNÜDÜR...
  • BARIŞ MANÇO'YU ANDIK...


  • Bağlantılarım

    Ana Sayfa
    Profilim
    Arşiv
    Negatif.Com
    FotoKritik.Com

    Kategoriler


    Arkadaşlarım

    Oyum ben
    antartika
    hasretsenfonileri
    Blogcu Yardım
    muratena
    tdarkness
    prensesimveben
    uzaksevda1941
    aylin toygun
    sehnaz62
    arzu55
    shortstorydunyasi
    kedilerimveben
    misscritic
    hasan güler
    kediperisi
    melekolankedilerimiz
    heartagram
  • Kıssa'dan Hisse... :))


    Ramazan Topu

    Tarayıcınız bu resmin gösterilmesini desteklemiyor olabilir.

    Bir gün tilki ormanda tek başına gezerken ağaca asılmış bir parça et görür. Etin yanına yaklaşarak incelemeye başlar ve etin arasına gizlenmiş bir bomba görür. Ete hiç dokunmadan 10 - 15 metre kenara çekilerek uzanır ve beklemeye başlar. 
     
    Biraz sonra kurt çıkagelir ve eti görür, şöyle bir sağa sola bakınırken tilkiyi görür ve sorar: 
     
    "Eti görmüyor musun?" 
     
    Tilki “Ben orucum” der. 
     
    Kurt: "Ben yiyebilir miyim o zaman?" diye sorar.  
     
    Tilki: "Buyur ye, afiyet olsun!" der. 
     
    Kurt eti ısırmasıyla bombanın patlaması bir olur ve kurt ağır yaralı bir şekilde 8 - 10 metre ileriye sürüklenir. 
     
    Tilki bulunduğu yerden kalkarak etin yanına gider ve başlar yemeye. 
     
    Buna dayanamayan kurt sorar: 
     
    "Hani sen oruç tutuyordun?" 
     
    Tilki: 
     
    “Top atıldı duymadın mı?" der.


    Tarih: 01:17, 1/2/2009 Kategori: FIKRALAR
    Yorum (3) | Yorum yaz | Bağlantı

    KISSADAN HİSSE...



    Kadı, bir fırının önünden geçerken burnuna güzel bir koku gelmiş.

     

    Vitrinde, güveç içinde nar gibi kızarmış, sahibini bekleyen nefis bir ördek var. Kadı, fırıncıya “Ben bunu aldım” demiş.

     

    Kadıya itiraz edilir mi? Fırıncı hemen ördeği paket yapıp vermiş.

     

    Az sonra ördeğin sahibi gelmiş: “Hani bizim ördek?”

     

    Fırıncı boynunu büküp “Uçtu” deyince iş kavgaya dönüşmüş. Kavga sırasında fırıncı, araya giren bir gayrimüslim müşterinin gözünü çıkarınca korkup kaçmaya başlamış...

     

    Bir duvardan atlarken, bilmeden öteki taraftaki hamile bir kadının üstüne düşmüş.

     

    Kadın, çocuğunu düşürdüğü için, kadının kocası da fırıncının peşine düşmüş.

     

    Can havliyle kaçan fırıncının çarpıp devirdiği Yahudi bir vatandaş da kızıp peşlerine takılmış...

     

    Sonunda duruma müdahale eden zaptiyeler hepsini yakalayarak kadı'nın karşısına çıkarmışlar.

     

    Kadı sırayla sormuş... Ördeğin sahibi, “Bu adam ördeğimi hiç etti” diye şikâyet etmiş.

     

    Kadı, fırıncıya sormuş: “Ne yaptın bu adamın ördeğini?”

     

    Fırıncı “Uçtu” demiş. Kadı, kara kaplı defterini açmış:

     

    “Ördeğin  karşısında tayyar yazılı. Tayyar “Uçar” anlamına gelir. O halde ördeğin uçması suç değil” diyerek fırıncının beraatına karar vermiş.

     

    Gözü çıkan gayrimüslim vatandaşa sormuş... Onun şikâyetine de kara kaplı defterden bir madde bulmuş: “Her kim, gayrimüslimin iki gözünü çıkara, o müslimin tek gözü çıkarıla...”

     

    Davacı “Ne olacak?” diye sorunca kadı, “Şimdi” demiş, “Fırıncı senin öbür gözünü de çıkaracak, biz de onun tek gözünü çıkaracağız.”

     

    Tabii gayrimüslim şikâyetinden hemen vazgeçmiş, fırıncı bu davadan da beraat etmiş.

     

    Çocuğunu kaybeden kadının kocasına da kadı, “Tamam” demiş, “Karını vereceksin, bu adam yerine yeni çocuk koyacak.”

     

    Böyle olunca fırıncı bu davadan da kurtulmuş. Kadı dönmüş Yahudi'ye: “Senin şikâyetin ne?”

     

    Yahudi ellerini açmış, “Ne diyeyim kadı efendi” demiş, “Adaletinle bin yaşa sen e mi?”

     

    Kıssadan hisse: Ananı öpen kadı ise kime şikâyet edeceksin? Öfkeli




    (Alıntıdır)

    Şimdi bu fıkra size günümüzden birşeyleri çağrıştırıyorsa, bilemem... Suç bende değil, siz fesatsınız... Siritiyor




    Tarih: 23:52, 14/1/2009 Kategori: FIKRALAR
    Yorum (2) | Yorum yaz | Bağlantı

    KAYSERİLİ'NİN FABRİKASI :))



    Adam, Kayserili arkadaşının latex-kauçuk ürünler yapan fabrikasını geziyordu...
    Bir ara bir otomatik makinanın başına gelir ve makinadan ilginç seslerin geldiğini duyar:

    - Pıssst....PAT! .....pıssst .....PAT! .....pıssst.....PAT!

    Merak edip sorar, bu makinanın ne yaptığını ve neden bu seslerin geldiğini?
    Arkadaşı cevaplar:

    - Bu makina biberon emziği yapıyor. "Pıssst" sesi kalıba gelen latexin şişirilip emzik formu aldığını "PAT" sesi de ucuna açılan deliğin sesini belirtir...

    Geziye devam edip baska bir makinanin başına gelirler.
    Bu makinadan da benzeri sesler geliyordu ama sıralamaları farklıydı:

    -Pısssst....Pısssst. ...Pısssst. ...Pısssst. ...PAT!

    Adam gene meraklanıp sorar:

    - Peki bu ne makinasi ?

    - Bu prezervatif makinası...

    - Ama neden  4 "Pısssst"tan sonra 1 "PAT" sesi geliyor?

    Arkadaşı yanıtlar:

    - Her 4 prezervatiften sonra 1 tanesinin ucunu deliyoruz da ondan..
    Adam saşkınlıkla ve biraz da kızarak sordu..

    - Ama neden..? Bu yaptığınız hiç hoş değil..

    Kayserili cevap verir:

    -Öyle mi? Emzikleri kime satıcaz peki...????



    Tarih: 21:40, 7/11/2008 Kategori: FIKRALAR
    Yorum (3) | Yorum yaz | Bağlantı

    BİRAZCIK DA GÜLELİM... :))



    Bir golf kulübünün soyunma odasında bir sürü adam giyiniyormuş. Ortada duran bir cep telefonu çalmış. Yakınındaki bir adam hands-free konuşma düğmesine basmış ve giyinirken konuşmaya başlamış.

    ADAM:  Alo?

    KADIN: Merhaba şekerim, kulüpte misin?

    ADAM:  Evet.

    KADIN: Ay ben burada supper bir deri ceket gördüm. 1000 dolarcık. Alabilir miyim?

    ADAM:  Oluur, madem çok sevdin, al tabii.

    KADIN: Aslında buradan önce de galeriye uğradım. 2008 modelleri gelmiş, tam istediğim renkte birini buldum.

    ADAM:  Ne kadar?

    KADIN: 60 000 dolarcık.

    ADAM:  O parayı vereceksem bütün aksesuarlarını isterim ama...

    KADIN: Yaşasınnn! Bi şey daha var: Geçen sene beğendiğimiz ev yine satılık.
    Ve 450.000 dolar istiyorlar.

    ADAM:  Tamam, ama 420.000 dolardan fazla verme sakın.

    KADIN: Oldu sekerim. Sonra görüşürüz. Seni seviyorum.

    ADAM:  Ben de seni... Görüşürüz.

    Adam telefonu kapatıp afallamış şekilde onu seyreden topluluğa döner ve sorar:

    "Bu telefon kimin, bilen var mı?" :)))


    Tarih: 21:17, 26/10/2008 Kategori: FIKRALAR
    Yorum (2) | Yorum yaz | Bağlantı

    Erkeklerin anlayışını anlatan bir fıkra...

    Cafer komadadır...

    Yanında ise karısı...

    Cafer'in gözleri nemli, kısık sesiyle karısına doğru bakar ve konuşmaya başlar:

    "İlk işten kovulduğum zaman yanımda idin...

    İflas ettiğim gün oradaydın...

    Vurulduğum zaman ilk gözümü açtığimda seni gördüm...

    Trafik kazası geçirdiğimde hastanede hep başucumdaydın... "


    Karısı takdir edilmenin mutluluğunda tabii......
    "Şimdi komadayım yine başucumdasın...

    Sonunda anladım ama, çok geç oldu; yahu sen ne uğursuz karısın..."

     


    Tarih: 21:21, 7/5/2008 Kategori: FIKRALAR
    Yorum (5) | Yorum yaz | Bağlantı

    HIRSIZ

    Hırsız, gecenin yarısında bir eve girer.
    Karanlık koridorda, yaktığı küçük el fenerinin ışığında

    ilerlerken bir ses duyar:


    "İsa seni izliyor!"
    Şaşkınlık ve korkuyla etrafına bakınan hırsız, bir yandan da
    evdeki değerli şeyleri aramaya devam ederken,

    tekrar aynı sesi duyar:


    "İsa seni izliyor!'
    Bu kez hırsız elindeki feneri çevrede gezdirmeye başlar

    ve bir papağan görür.

    "Bunu sen mi söyledin?" diye papağana sorar.
    Papağan, "Evet, yalnızca seni uyarmak için" der.

    Hırsız, "Ne! Beni uyarmak mı?"
    "Kimsin sen? Adın ne senin?"

    Papağan, "Musa" diye cevap verir.

    "Musa!" der hırsız, "Hangi salak bir papağana Musa adını koyar ki?"

    Kuş cevap verir:
    "Bilmiyorum. Tahminimce arkanda duran dobermana "İsa"
    adını veren olabilir."


    Tarih: 22:57, 28/4/2008 Kategori: FIKRALAR
    Yorum (2) | Yorum yaz | Bağlantı

    Akıllı Kadın!

     

     

    Sabah kahvaltıda kadın;
    -"Eminim, sen bugünün ne olduğunu  hatırlamıyorsun bile" dedi..
    -"Tabii, hatırlıyorum"  dedi adam...  Çıktı, gitti.

    Öğleye doğru kapı çalındı..
     Çiçekçi çocuk harika bir  kırmızı gül buketi bıraktı...
    Az sonra kapı tekrar çalındı, bu defa  kösedeki pastanenin çırağıydı gelen...
     Kocaman bir çikolata kutusu bıraktı gitti.
    Öğleden sonra gelen kutudan da, olağanüstü güzel bir elbise çıktı..
     
    Kadın kocasının dönmesini zor bekledi ve daha kapıda boynuna sarıldı..
    - "Önce çiçekler, sonra çikolata, ve sonra da  elbise..
     
    Bu hayatımdaki en güzel Cumhuriyet Bayramı... 
    - " Adam: " .........Hadi beeeeee."

    Tarih: 22:26, 28/4/2008 Kategori: FIKRALAR
    Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

    Ç A Y !

    Yaşlı bir teyze anlattı geçenlerde;

    "Bak hocam" diye başladı söze...       

    Çayın alt demliği evdeki kaynanadır; devamlı kaynar durur..

    Üst demlik evdeki gelindir; alt demlik kaynadıkça o olgunlaşır, demlenir...       

    Gelinin kocası ise bardaktır; biraz kaynana doldurur onu biraz da gelin...       

    Çocuklar çayın şekeridir; tat verir...       

    Görümce ise çay kaşığıdır; arada bir gelir ve karıştırır gider...       

    Kaynataya gelince; o da bardak altıdır; dökülenleri bir araya toplar...       

    Çay deyip te geçmemek lazım demek ki, durmak lazım...

     


    Tarih: 12:07, 17/4/2008 Kategori: FIKRALAR
    Yorum (14) | Yorum yaz | Bağlantı

    SÜPER ZEKI ÇOCUK

    Bir gün küçük Thomas, öğretmenine giderek;
    "Bayan Elizabeth, dersten sonra görüşebilir miyiz?" diye sordu.

    Öğretmen kabul etti ve sordu:
    -Sorun nedir Thomas ?

    -Ben bu sınıfın düzeyine göre fazla zekiyim. Bir üst sınıfa geçmek istiyorum.

    Istek konusunda bilgi verilen Müdür Thomas'a bunun için bir testten geçmeyi isteyip istemediğini sordu. Thomas tereddütsüz kabul etti ve test başladı.

    -Söyle bakalım Thomas: 3X4
    -Oniki

    -Peki 6X6
    -Otuzaltı Müdür bey

    -Japonya'nın başkenti
    -Tokyo

    Ve test birbuçuk saat sürdü, Thomas hiç hata yapmadı. Test sonunda ögretmen de soru sormak istedi. Thomas ve Müdür bu isteği kabul ettiler. Öğretmen sorulara başladı:

    -Ineklerde dört tane, ben de iki tane olan nedir ?
    - Bacaklar öğretmenim.

    -Doğru; senin pantalonunun içinde olup, benim pantalonumun içinde olmayan nedir ?
    Müdür bu soruya çok şaşırır....
    - Cepler öğretmenim.

    -Kadınlarin tüylerinin en kıvırcık olduğu yer neresidir ?
    Velet tereddütsüz yanıt verdi:
    -Afrikadır öğretmenim.

    -Yumuşak olup, kadınların ellerinde sertleşen nedir ?
    Müdür gözleri faltaşı gibi açılmış tam konuşacakken Thomas yanıtladı:
    -Tırnak cilası.

    -Peki... Bekar bir kadına göre evli bir kadında daha geniş olan nedir?
    Müdür kulaklarına inanamıyordu...
    -Yatak öğretmenim.

    Vücudumun en nemli yeri neresidir ?
    -Dil öğretmenim.

    Nefes nefese kalan Müdür testi bitirmeye karar verdi ve;

    - Değil bir üst sınıfa, ben bunu doğrudan Üniversiteye gönderecegim.Çünkü ben bile,sizin sorduklarınıza "yanlış" yanıtlar verdim.


    KISSADAN HİSSE:
    İnsanların ahlakları yaşlandıkça bozulur...!


     


    Tarih: 22:58, 17/7/2007 Kategori: FIKRALAR
    Yorum (7) | Yorum yaz | Bağlantı

    <- Son Sayfa | Sonraki Sayfa ->