SİYASET - Hoşgeldiniz! - Blogcu
Hoşgeldiniz!

Hakkımda

Atatürk'ün izindeyim.



Son Yazılarım

  • YAZIKLAR OLSUN!
  • BIKTINIZ ARTIK DEĞİL Mİ? :)))
  • TÜRKAN SAYLAN...
  • ANNELER GÜNÜ KUTLU OLSUN!
  • MERHABA!
  • PRENSES "MELEK" OLDU :((
  • İZİN İSTİYORUM...
  • ATATÜRK ARBORETUMU GEZİSİ...
  • AŞIKLAR İÇİN HER GÜN SEVGİLİLER GÜNÜDÜR...
  • BARIŞ MANÇO'YU ANDIK...


  • Bağlantılarım

    Ana Sayfa
    Profilim
    Arşiv
    Negatif.Com
    FotoKritik.Com

    Kategoriler


    Arkadaşlarım

    Oyum ben
    antartika
    hasretsenfonileri
    Blogcu Yardım
    muratena
    tdarkness
    prensesimveben
    uzaksevda1941
    aylin toygun
    sehnaz62
    arzu55
    shortstorydunyasi
    kedilerimveben
    misscritic
    hasan güler
    kediperisi
    melekolankedilerimiz
    heartagram
  • YAZIKLAR OLSUN!

    ŞEHİTLERİMİZİN

    KEMİKLERİ

    SIZLIYOR!


    Tarih: 23:24, 22/10/2009 Kategori: SIYASET
    Yorum (10) | Yorum yaz | Bağlantı

    MERHABA!

    Dönüş diyebilir miyiz bu yazıma bilmiyorum. Sürekliliği olacak mı onu da bilmiyorum. Belki paylaşmak istediğim konular olursa birşeyler yazabilirim ara sıra. Ama son zamanlarda benim içimden güzel şeyler yazmak gelmiyor. Neden? Çünki Türkiye'de güzel şeyler olmuyor, özellikle son zamanlarda. Bunları göre göre mutlu olmak, lay lay lom bir yaşam sürmek benim için kolay değil.

    Gördüğüm/gördüğümüz, yaşadığım/yaşadığımız olayların içinde olmasam da, bu olayları içimde hissetmediğim, acısını duymadığım anlamına gelmiyor. Hatta gereğinden fazla beni etkiliyor herşey. İsyan ediyorum, kahroluyorum, sorguluyorum, üzülüyorum ama değiştirmek ya da yanlışları düzeltmek veya engel olmak adına elimden birşey gelmemesi, geleceğe olan inancımı sarsıyor...

    Ülkemizin geleceği beni endişelendiriyor. Kendi geleceğim için değil, kızımın, çocuklarımızın, gençlerimizin geleceği için korkuyorum.
    Siyasilerin yaptığı politik yanlışların çocuklarımızın geleceğini ipotek altına aldığını düşünüyorum. Toplum düzenimiz altüst oldu. İnanılmaz bir kutuplaşma/bölünme yaşıyoruz.

    Bunun dışında günümüzdeki olumsuzluklar içinde, işin en acı yanı, toplumdaki sayıca kalabalık, eğitim düzeyi düşük, yardımla yaşayan kesimin, geleceğimiz üzerinde etkili olduğu gerçeğidir. Sadece bugünkü nafakasını düşünmek amacında olan insanları, bu halde bırakarak, oy deposu olarak saklamak, onları bizim ödediğimiz vergilerle, siyasi amaçlar uğruna yardım adı altında, sadakayla yaşamaya alıştırmak, günü gelince de "yardımı ben verdim, karşılığını öde" anlayışıyla sandığa yöneltmek nasıl bir anlayıştır?

    Bütün bu ifadelerim sonucunda, benim gibi düşünen bütün arkadaşlarımı, bugünlerde internette başlatılan bir kampanyaya katılmaya davet ediyorum. Kampanyaya her bilgisayardan sadece 1 kere tıklama yapılabiliyor. Bu kampanya önümüzdeki Genel Seçim'e kadar devam edecek...

    Herkese sevgilerimle...

    http://www.helaletmiyorum.org/


    Tarih: 18:14, 24/4/2009 Kategori: SIYASET
    Yorum (10) | Yorum yaz | Bağlantı

    10 KASIM! :((


    "10 KASIM 1938 - 10 KASIM 2008" 
    ULU ÖNDER ATATÜRK'ÜN EBEDİYETE İNTİKALİNİN 70. YILDÖNÜMÜ...



    ATATÜRK DİYOR Kİ!v

      İnsan topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan mürekkeptir. Kabil midir ki, bu kütlenin bir parçasını ilerletelim, ötekini ihmal edelim de kütlenin bütünlüğü ilerleyebilsin? Mümkün müdür ki, bir cismin yarısı toprağa zincirlerle bağlı kaldıkça öteki kısmı göklere yükselebilsin?

    Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın.

    Kadınlarımız için asıl mücadele alanı, asıl zafer kazanılması gereken alan, biçim ve kılıkta başarıdan çok, ışıkla, bilgi ve kültürle, gerçek faziletle süslenip donanmaktır. Ben muhterem hanımlarımızın Avrupa kadınlarının aşağısında kalmayacak, aksine pek çok yönden onların üstüne çıkacak şekilde ışıkla, bilgi ve kültürle donanacaklarından asla şüphe etmeyen ve buna kesinlikle emin olanlardanım.


    Anaların bugünkü evlatlarına vereceği terbiye eski devirlerdeki gibi basit değildir. Bugünün anaları için gerekli vasıfları taşıyan evlat yetiştirmek, evlatlarını bugünkü hayat için faal bir uzuv haline koymak pek çok yüksek vasıflar taşımalarına bağlıdır. Onun için kadınlarımız, hattâ erkeklerimizden çok aydın, daha çok feyizli, daha fazla bilgili olmaya mecburdurlar; eğer hakikaten milletin anası olmak istiyorlarsa.im













    MEKANIN CENNET OLSUN!   NURLAR İÇİNDE YAT SEVGİLİ ATAM... :((


    Tarih: 22:16, 9/11/2008 Kategori: SIYASET
    Yorum (6) | Yorum yaz | Bağlantı

    CUMHURİYET BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN!


    Cumhuriyetimizle ilgili yazılacak çok şey var. Ama ben kelimeler yerine, görsel olarak fotoğraflarla kutlamak istiyorum bu kez Cumhuriyet bayramımızı. Aziz Ata'mızın fotoğraflarıyla...

    Nur içinde yat Atam, mekanın cennet olsun. Türk kadınları olarak senin hakkını asla ödeyemeyiz. Senin Türk kadınına verdiğin değerin binde birini bile, senin aziz hatırana hissedemeyen bazı Türk(!) kadınları adına utanç duyuyorum... :((



    Bu fotoğraf en sevdiklerimden biri. Onu Anahtarlığımda taşıyorum. Hep benimle...














    Tarih: 21:44, 28/10/2008 Kategori: SIYASET
    Yorum (5) | Yorum yaz | Bağlantı

    DOĞRULARI SÖYLEYEN OZAN: KARAMANLI NEVZAT



    Ülkemiz insanına birşeyler oldu. Tamamen AKP'ye TESLİM olmuş durumda. "Önceden de fakirdik, şimdi de fakiriz, ama AKP bize kömür, erzak gönderiyor, ihtiyacımızı karşılıyor. Eğer AKP giderse bundan da yoksun kalırız" diye düşünerek, kendilerinin yoksul ve işsiz kalmalarının devamını sağlayan, ama yandaşlarını da palazlandıran AKP'ye oy yağdırıyor.

    Korkarım ki yerel seçimlerde de yine böyle olacak. İnsanımız alışmış buna artık. Artık ilkeler, idealler bu insanları etkilemiyor, karınlarını doyurmuyor, umursamıyorlar. Sadece günü kurtarmaya çalışıyorlar, evlatlarının geleceğiyle oynadıklarını da düşünmüyorlar.

    İşte bu ortamda, yine de bazı katı gerçekleri görenler ve söyleyenler de var. Neyi, kimin, nasıl söylediği çok önemli. Bunlardan biri de Karamanlı Nevzat. Günümüzle ilgili o kadar doğru şeyler yazmış ki... Bunları zevkle paylaşıyorum. Karamanlı Nevzat'a da saygılarımı gönderiyor ve "Yüreğine sağlık Ozan Karamanlı Nevzat" lütfen olanı biteni görmeyenlere anlatmaya devam et diyorum... :))

    Karamanlı Nevzat - Atatürk’e saldırma yarışı

    Atatürk’ün ilkeleri hedefte,
    Azarak saldıran prim yapıyor.
    Eski değer yoktur imalı lafta,
    Yazarak saldıran prim yapıyor.

    Devir döneklerin, gün uğursuzun,
    Nasıl göneniyor bak uzun uzun.
    Resmini çarpıtıp ulusumuzun,
    Çizerek saldıran prim yapıyor

    Utanmadan övüp iğrenç talanı,
    Karalıyor Atatürk’ten kalanı.
    Birbiri peşinden onca yalanı,
    Düzerek saldıran prim yapıyor.

    Kulağı dayayıp AB sesine,
    İhanet ediyor Türkiye'sine.
    Kemalist çevrenin içerisine,
    Sızarak saldıran prim yapıyor.

    İlgisi kalmayan yoksulla, açla,
    Milleti eğliyor baldırla, kıçla.
    Dinciye yamanıp aldığı güçle,
    Ezerek saldıran prim yapıyor.

    ABD önünde elpençe durup,
    BOP tezgahlarına postunu serip,
    Ordan ora koşup konferans verip,
    Gezerek saldıran prim yapıyor.

    Travma geçiren birden ayılıp,
    Hükümler veriyor adam sayılıp.
    Devrim otağında yere yayılıp,
    Kazarak saldıran prim yapıyor.

    Örümcek kafalı gerip ağları,
    Bilmez görünüyor geçmiş çağları.
    Atatürk’ün bağladığı bağları,
    Çözerek saldıran prim yapıyor.

    Atatürk düşmanı maskeyi attı.
    Etiği, namusu çöpe fırlattı.
    Köpürdü, kudurdu, sanki tırlattı,
    Kızarak saldıran prim yapıyor.

    Nevzat uyarıyor, sakin olunuz.
    Atatürk yenilmez bunu biliniz.
    Bir yere kaçmasın sonra diliniz,
    Büzerek saldıran prim yapıyor

    Halk Ozanı Karamanlı Nevzat


    Tarih: 21:35, 12/10/2008 Kategori: SIYASET
    Yorum (4) | Yorum yaz | Bağlantı

    Kim mağdur-Halk Ozanı Karamanlı Nevzat


    Kim mağdur?

    Mağduruz diyorlar halka giderek,
    Milleti kaz gibi yolan mı mağdur?
    Bizi ceza ile tehdit ederek,
    Kendi suçlarını silen mi mağdur?

    İbadet yaparken kim kalmış darda?
    Siz değil misiniz ziftlenen barda?
    Camiyi bırakıp ilkokullarda,
    Örgütlü namazlar kılan mı mağdur?

    İnsan şehidini saygıyla anar,
    “Kelle” derse ona dilleri yanar,
    Vatanı sevenin yüreği kanar,
    Askerden kaçıp da gülen mi mağdur?

    Borç batağındayız, kimin bu ayıp?
    Hazine boşaldı, nerde bu kayıp?
    Devlete küfredip, aşağılayıp,
    Devletten yolunu bulan mı mağdur?

    Köşeyi dönmüşse birisi erken,
    Yalan söylüyordur mağdurum derken,
    Daha dün burs için dayı ararken,
    Villalar, gemiler alan mı mağdur?

    Nevzat mı suçlusu rezil olanın,
    ABD yanında güven bulanın,
    "Deliğe atmayın, onu kullanın",
    Demek için elçi salan mı mağdur?

    Halk Ozanı Karamanlı Nevzat

    Tarih: 01:12, 12/10/2008 Kategori: SIYASET
    Yorum (3) | Yorum yaz | Bağlantı

    HAMDOLSUN İYİYİZ (!)

    Bu ifade başbakan Erdoğan'a ait. Daha doğrusu ifadenin aslı "Piyasalarla ilgili zaten böyle bir etkilenmenin olacağı görünen bir gerçekti. Fakat bunun gelip geçici olacağı inancı bende mevcut. Hamdolsun anlatıldığı gibi, korkulduğu gibi birşey söz konusu değil".

    Evet, başbakan Erdoğan böyle söylüyor.  Dilinin söylediğine aklıyla, yüreğiyle inanıyor mu, yoksa, inanmadığı halde milleti inandırmaya mı çalışıyor bilemem. Ama bütün dünya ülkeleri bu global krizin vahametini konuşup, çözümler ararken, bu bataktan nasıl kurtulacağına dair çareler üretmeye çalışırken, Türkiye başbakanı küçümsediği kriz hakkında bu şekilde konuşabiliyor.

    Durum aslında onun göstermeye çalıştığından çok daha vahim, ama... Bu hükümetin genel davranış tarzı bu işte. Olayları olduğundan farklı göstermek. Milli Eğitim (!) bakanı da aynı şeyi yapıyor. Basını yalan haber yapmakla suçluyor.

    Aktütün ilköğretim okulunda okulların açıldığı 8 Eylül'den beri hiç ders yapılmamış. Öğretmen gelmemiş.
    Uğur Dündar'ın sunduğu Star Haber'de izlediğimiz Aktütün köyündeki çocukların röportajında, ön plana çıkan Çiçek kız'ın da bütün anlattıkları yalan. Bunu oradaki bütün çocuklar anlatıyor ama bakana kalırsa hepsi basının uydurması. Yayın ses getirince ertesi gün alel acele bir vekil öğretmen çıktı ortaya, konuştuğu Türkçe bile doğru dürüst anlaşılamayan bir vekil öğretmen, ki Çiçek kız bile ondan daha güzel ifade ediyor anlatmak istediklerini.

    Hatta Çiçek'le yapılacak canlı yayın bile engellendi. Yetkililer (!) Çiçek'in ekranda daha fazla gerçekleri anlatmasından tedirgin olmuşlar ki, kızı ailesiyle apar topar uzaklaştırmışlar... Röportajı yapan muhabir bunları anlatırken neredeyse öfkesinden ağlayacak sandım ses tonundan, o derece isyankar bir şekilde anlattı.

    Ya, bizim ülkemizde işler böyle yürüyor işte... HAMDOLSUN İYİYİZ...


     



    Tarih: 23:38, 9/10/2008 Kategori: SIYASET
    Yorum (5) | Yorum yaz | Bağlantı

    TERÖRE LANET OLSUN!



    Tarih: 00:54, 6/10/2008 Kategori: SIYASET
    Yorum (3) | Yorum yaz | Bağlantı

    NEDEN TÜRBAN'A KARŞIYIM?


    (Aşağıdaki ifadeler Prof. Dr. Oğuz İNEL'e aittir ve ben de aynı görüşleri tamamen paylaştığım için bloğuma aktarmak istedim...)


    1) Türbana, bir yasaklama aracı olduğu için karşıyım. Türban bir yasaklama aracıdır, çünkü her şeyden önce kadın saçına yasak getirmektedir. "Türbana özgürlük" demek, "kadına yasak getirin" demek olduğu için türbana karşıyım.

    2) Türbana, kadına bir hakaret olduğu için karşıyım. Çünkü türban, kadını erkekten aşağı gören, kadını ikinci sınıf insan kabul eden, kadını bir günah sembolü olarak aşağılayan erkek egemen, çağdışı, arkaik bir anlayışın sembolüdür.

    3) Türbana, erkeğe bir hakaret olduğu için karşıyım. Kadın türban takmazsa, erkeğin şehvet duygularına esir düşeceğini varsayan ve erkeği gelişmemiş, ilkel güdülerinin esiri bir yaratık olarak kabul eden, bir zavallı anlayışa karşıyım.

    4) Türban serbestisine, laik demokrasiye karşı olduğu için karşıyım. Demokrasinin temel direği laikliktir. Laik bir ülkede ise dinsel amaç veya gereksinimlere göre yasa çıkarılamaz. Türban serbestisi bu temel ilkeyi çiğnemekte, laikliğe dolayısıyla demokrasimize büyük bir darbe vurmaktadır.

    5) Türban serbestisine, hukuk devletine karşı olduğu için karşıyım. Söz konusu düzenlemeye, tüm yüksek yargı kararlarına karşı bir kafa tutma anlamına geldiği için karşıyım.

    6) Türban serbestisine, yalnızca ulusal değil, uluslararası hukuk kararlarına karşı olduğu için de karşıyım. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına ve dolayısıyla evrensel değerlere de kafa tuttuğu için karşıyım.

    7)  Türban serbestisine, dinsel ve/veya siyasi her türlü sembolün kamusal alanda kullanımına karşı olduğum için karşıyım. Çünkü bu tür semboller ayrıştırıcı bir işlev görecek ve gruplaşmalara, bölünmelere, kaosa neden olacaktır.

    8) Türbana negatif değil, pozitif ! özgürlük yanlısı olduğum için karşıyım. Dinsel, ailevi ve benzeri baskılarla türban takmak zorunda bırakılmış bir kızımızın, kendi özgür iradesiyle bu seçimi yaptığı aldatmacasına karşıyım. Türban takarak (veya taktırarak) belirli bir ideolojiye teslim olmuş bulunan bir insanın, kişisel gelişimini tamamlaması mümkün olamayacağı için türbana karşıyım.

    9)Türbanın üniversitede serbest bırakılmasına, üniversite ruhuna aykırı olduğu için karşıyım. Şu veya bu şekilde dinsel inancın girdiği bir üniversitede akıl, orayı terketmek zorunda kalacaktır. Dinsel dogmaların değil akılcı düşüncenin egemen olması gereken, laik düşüncenin en gerekli olduğu üniversitelerde böylesi bir uygulama düşünülemez.

    10) Türbanın "yalnızca" üniversitelerde serbest bırakılacağı iddiaları bir kandırmaca olduğu için bu düzenlemeye karşıyım. Çünkü bu uygulama bir domino etkisi yaratacak ve sonunda her kademedeki öğretim kurumuna ve kamusal hizmet alanına yayılacaktır. Bunu görmemek için insanın ya aptal ya da kötü niyetli olması gerekir.

    11) Bu serbestiye, bizi çağdaş uygarlıktan uzaklaştıracağı ve ülkemizi ilkel ortaçağ zihniyeti yörüngesine oturtarak tüm kazanımlarımızı yok edeceği için karşıyım.

    12) Din devletine karşı olduğum için türbana karşıyım. Günümüzde artık bir vicdan meselesi olması gereken dini, semboller vasıtasıyla topluma dayatan, bu uğurda anayasal düzenlemeler yapabilme cüretini
    gösteren ve bugüne kadar
    yaptıklarıyla artık deşifre olmuş bu iktidarın nihai amacının bir din devleti olduğu artık anlaşılmalıdır.

    13) Bu düzenlemeye, emperyalizme karşı olduğum için karşıyım.  BOP ve ılımlı islam projelerinin bir uzantısı olan bu serbesti, emperyalizmin Türkiye'yi islam ülkelerine bir model ülke olarak sunma (bir başka ifadeyle laikliği sulandırma) projesinin bir sonucudur.

    14) İstismara karşı olduğum için bu düzenlemeye karşıyım. Bu düzenleme, yıllardır acımasızca türbanı bir istismar aracı olarak kullanan, halkın din duygularını sömüren siyasetçilerin onaylanması anlamına gelecek ve sömürü daha da ivme kazanacaktır.

    15) Ve son olarak bir Atatürk'çü olarak
    türbana karşıyım. Türban serbestisine laik cumhuriyetimizin kurucusu büyük
    Atatürk'e ihanet anlamına geldiği ve bu ihaneti kabullenemediğim için karşıyım.

    Prof.Dr.Oğuz İNEL

    Emekli Öğretim Üyesi


    Tarih: 21:00, 2/8/2008 Kategori: SIYASET
    Yorum (9) | Yorum yaz | Bağlantı

    Türban adım adım gidiyordu, şimdi koşuyor.


    Bu haberi internetten aldım Kaynak: Hürriyet

    "Türban, siyasi simgeden önce üniforma oldu...
    Sivas El Sanatları Eğitim Merkezi bugün kursiyerlerini mezun etti. Törenin en dikkat çekici yanıysa kursiyer kızların tamamının tek tip elbise ve türban takmaları oldu. Bu durum Vali'nin de dikkatini çekti. Merkez Müdürüne "Neden böyle oldu?" diye sordu.

    Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'na bağlı Türkiye genelindeki 6 merkezden biri olan Sivas El Sanatları Eğitim Merkezi Müdürlüğü'nce düzenlenen belge verme töreninde kız kursiyerler tek tip kıyafet giydi. Kursiyerler kendi diktikleri beyaz ceket ve siyah topuklara kadar uzanan etekleri ile törene katılırken önemli bölümünün türbanlı olduğu görüldü. Düzenlenen programı izleyen kadın ve erkekler salonda ayrı yerlere oturdu.

    Sivas El Sanatları Eğitim Merkezi Müdürlüğü tarafından ustalık belgesi töreni ve sergi açılışı yapıldı. Merkez bahçesindeki törene 8 aylık eğitimlerini tamamlayan kız kursiyerler merkezde dikilen beyaz ceket ve topuklara kadar uzanan siyah etekleri ile katıldı. Çoğu türbanlı olan kursiyerler tören boyunca tek sıra halinde merkezin bahçesinde bekledi.


    Törene Vali Veysel Dalmaz, İl Tarım Müdürü Mehmet Kaya ve çok sayıda kişi katıldı.
    Katılımcıların oturmaları için oluşturulan platformda töreni izlemek için gelen kadın ve erkekler de ayrı bölümlerde oturdu. Halk oyunları gösteri ile başlayan mezuniyet töreninde türbansız olanlara temsili olarak Vali Veysel Dalmaz belgelerini verdi.

    Sivas El Sanatları Merkezi'nin çok sayıda kalifiye eleman yetiştirdiğini belirten Vali Veysel Dalmaz, “Kentimizde çok sayıda işsiz var. Bununla birlikte fabrikalarımız çalışacak eleman bulmakta sıkıntı çekiyor. Bu El Sanatları Eğitim Merkezi'nde yetişen çocuklarımız kursu bitirdiklerinde kalifiye eleman haline geliyor. Böylelikle onlara iş kapıları açılmış oluyor” dedi. Törenin ikinci bölümünde merkezde yıl boyunca yapılan el sanatları ürünleri sergisinin açılışı yapıldı.

    "KUMAŞLARI BİR FİRMA BEDAVA VERDİ"

    www.hurriyet.com.tr'ye açıklama yapan Sivas El Sanatları Eğitim Merkezi Müdürü Ahmet Arslan, tek tip elbise ve tek tip türbanların onların da dikkatini çektiğini belirterek şunları söyledi; "Sayın Valimiz de bana sordu. 'Niye böyle oldu?' dedi. Gerçekten ilginç. İstemezdik böyle olsun. Keşke olmasaydı... Ama burada böyle bir gelenek var. Her yıl diploma töreninde böyle tek tip giyiniliyormuş. Burada bir tekstil firması var. Bu kumaşlar o firma tarafından bu kursiyerlere verilmiş. Başka bir niyet aranmamalı."


    Tarih: 00:07, 13/6/2008 Kategori: SIYASET
    Yorum (10) | Yorum yaz | Bağlantı

    <- | Sonraki Sayfa ->