SİYASİ MİZAH - Hoşgeldiniz! - Blogcu
Hoşgeldiniz!

Hakkımda

Atatürk'ün izindeyim.



Son Yazılarım

  • YAZIKLAR OLSUN!
  • BIKTINIZ ARTIK DEĞİL Mİ? :)))
  • TÜRKAN SAYLAN...
  • ANNELER GÜNÜ KUTLU OLSUN!
  • MERHABA!
  • PRENSES "MELEK" OLDU :((
  • İZİN İSTİYORUM...
  • ATATÜRK ARBORETUMU GEZİSİ...
  • AŞIKLAR İÇİN HER GÜN SEVGİLİLER GÜNÜDÜR...
  • BARIŞ MANÇO'YU ANDIK...


  • Bağlantılarım

    Ana Sayfa
    Profilim
    Arşiv
    Negatif.Com
    FotoKritik.Com

    Kategoriler


    Arkadaşlarım

    Oyum ben
    antartika
    hasretsenfonileri
    Blogcu Yardım
    muratena
    tdarkness
    prensesimveben
    uzaksevda1941
    aylin toygun
    sehnaz62
    arzu55
    shortstorydunyasi
    kedilerimveben
    misscritic
    hasan güler
    kediperisi
    melekolankedilerimiz
    heartagram
  • MECBUR OLMADAN ÖNCE...



    Temel 20 senedir Almanya'da yaşıyormuş.
    Bir gün göçmen bürosuna gidip Almanya'dan kesin dönüş yapacağını
    söylemiş. Göçmen bürosundaki Almanlar Temel'i tanıyorlar, seviyorlar. Sormuşlar: “Niye dönüyorsun ?” diye.

    Temel “homoseksüeller yüzünden” demiş.
    Bürodakiler şaşırmış, “Seni rahatsız filan ediyorlarsa hemen bir şikâyette bulun, gereğini yaparız. Buradan bu yüzden ayrılmana değmez” demişler.

    Temel : “Beni rahatsız etmiyorlar” demiş.

    Bürodakiler yine şaşırmış; “Peki neden gidiyorsun ?”
    Temel cevaplamış :

    “Burada  20 yıl önce homoseksüellik yasaktı.
                  10 yıl önce serbest oldu.
                    5 yıl öncede evlenmelerine izin verildi.

    Homoseksüellik “MECBUR” olmadan dönmek istiyorum.”

    *** KISSADAN  HISSE ***

    Türkiye'de 30 yıl önce türban diye bir şey yoktu,

                      20 yıl önce takmaya başladılar.

                      Şimdi serbest oluyor,

                     “MECBUR” olmadan önce bir şeyler yapmak lazım..!


    "VATANI  KURTARMAK  İÇİN ŞİMDİYE KADAR OLDUĞUNDAN DAHA FAZLA GAYRET VE FEDAKARLIK  ELZEMDİR" 

    ATATÜRK 1911


    “BIR MİLLET UYUYORSA UYANDIRMAK KOLAYDIR. UYUMUYOR DA UYUYOR GİBİ YAPIYORSA NE YAPSANIZ NAFİLE, UYANDIRAMAZSINIZ.”     

    (Indra Ghandi) .


    Tarih: 22:44, 3/2/2009 Kategori: SIYASI MIZAH
    Yorum (5) | Yorum yaz | Bağlantı

    OPERASYON!



    Hükümet "kurmayları" ekonomiyi krizden kurtarmak için yaptıkları "operasyonları" anlatıyorlar ya, şu fıkradaki doktor gelmiyor mu akla?


    Sibirya'nın köylerinden birinde, bir cenaze mezarlığa götürülüyormuş. 

     Derenin kenarından geçerken tabut koylülerin ellerinden düşüvermiş,
     tabutun içindeki ceset de dereye yuvarlanmış.

     Derenin akıntısı da, cesedi dinamitle avlanan balıkçıların yanına sürüklemiş.

     Balıkçılar "Acaba adamı dinamitle biz mi öldürdük?" endişesine kapılarak,
     cesedi askeri kışlanın dikenli tellerine bırakmışlar.

     Nöbetçi er, bölgeye birinin yaklaştığını düşünerek cesedi yaylım ateşine tutmuş. 

     Hemen ambulans çağrılmış, delik deşik olan ceset hastaneye kaldırılmış.

     Operasyon altı saat sürmüş.

     Altı saatin sonunda doktor ameliyattan çıkmış, alnından akan terleri silmiş:

     - Çok zor oldu ama galiba yaşayacak!



    Tarih: 20:41, 15/12/2008 Kategori: SIYASI MIZAH
    Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı

    DOĞRU CEVAP :-))



    Başbakan Erdoğan, dış destek aramak için İngiltereye ziyarete gitmiş.

    Ziyareti sırasında Kraliçe tarafından çay içmeye davet edilen Erdoğan,
    Kraliçeye kendi liderlik felsefesinin ne olduğunu sormuş.

    Kraliçe de "Çevremi akıllı insanlarla doldurmak" cevabını vermis.

    Erdoğan bunun üzerine kraliçeye çevresindeki insanların akıllı olup
    olmadıklarını nasıl ayırt ettiğini sormuş.

    Kraliçe, "Onlara doğru soruları sorarak ayırt ediyorum" diye yanıtlamış
    ve "İzin verin göstereyim" demiş.

    Kralice hemen Tony Blair'i aramış ve: "Sayın Başbakan, lütfen bu soruya
    cevap verin : Annenizin bir çocuğu var, babanızın bir çocuğu var ve bu çocuk sizin ne kız ne de erkek kardeşiniz. Kimdir bu? "diye sormuş.
     
    Tony Blair : "Bu, benim majesteleri" diye yanıtlamış.

    Kraliçe: "Doğru. Teşekkürler. İyi çalışmalar Blair" demiş ve
    Erdoğan'a dönerek :

    "Gördünüz mü sayın Erdoğan ?"

    Erdoğan ; "Evet majesteleri, çok teşekkür ederim, bu metodunuzu
    kesinlikle kullanacağım"  diyerek oradan ayrılmış.

    Yurda dönüp hemen Unakıtan'ı yanına çağıran Erdoğan, "Kemal abi sana
    soracağım bir soruyu cevaplamanı istiyorum" demiş.
     
    Unakitan : "Tabii efendim, nedir ?"

    Erdoğan : "Annenin bir çocuğu var, babanın bir çocuğu var, ve bu çocuk
    senin ne kız ne de erkek kardeşin. Kimdir bu?"

    Unakıtan sağa bakmış , sola bakmış düşünmüş taşınmış ve en sonunda :
    "Efendim bunu biraz düşünüp sonra size cevap versem ?" demiş.

    Erdoğan kabul etmiş ve Unakıtan oradan ayrılmış, vakit kaybetmeden
    danışmanlarını toplantıya çağırmış, saatlerce bu soru üzerinde düşünmüşler, ama kimse bir cevap bulamamış.

    En sonunda Kemal Unakıtan Kemal Derviş'i aramış ve durumu açıkladıktan sonra: "Anneniz in bir çocuğu var, babanızın bir çocuğu var, ve bu çocuk sizin ne kız ne de erkek kardeşiniz. Kimdir bu ?" diye sormuş.
     
    Derviş: "Bunda bilemeyecek ne var, tabii ki benim" diye yanıtlamış.
     
    Cevabi alan Unakıtan hemen Erdoğan'ı arayarak : '"Cevabı buldum efendim, kim olduğunu biliyorum. Cevabım : Sayin Kemal Derviş" demiş.
     
    Erdoğan büyük bir hayal kırıklığıyla cevap vermiş:
    "Yanlış cevap Kemal Abi, doğru cevap Tony Blair idi."

    Tarih: 00:44, 10/12/2008 Kategori: SIYASI MIZAH
    Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı

    TANRI'NIN VERDİĞİ ERDEMLER...


    Tanrı dünyayı yarattığı zaman gelecekteki ulusların temsilcilerini yanına çağırmış her birine ikişer erdem vermiş...

     

    İsviçrelilere;
    Düzenlilik ve Yasalara saygı...

     

    İngilizlere;
    Soğukkanlılık ve asalet...

     

    Japonlara;
    Çalışkanlık ve Sabır...

     

    İtalyanlara;
    Neşe ve Romantizm....

     

    Fransızlara;
    Şarap ve güzel yemekler..

     

    Türklere;
    Zeka ve Dürüstlük ve Tayyip sevgisi...

     

    Meleklerden biri bu dağıtımdan sonra Tanrı'ya sormuş:


    "Gayet hoş olmuş bu uyarlama. Ama bütün uluslara ikişer erdem verdiniz ancak neden Türklere üç tane?.


    "Evet ama" demiş Tanrı "Onlar da sadece ikisini kullanabilecekler"


    Böylece;


    Bir Türk zeki ve Tayyipci olduğu zaman dürüst olmayacaktır...


    Bir Türk dürüst ve Tayyipci olduğu zaman zeki olmayacaktır...


    Bir Türk hem zeki hem de dürüst olduğu zaman Tayyipci olmayacaktır...


    Tarih: 00:12, 20/10/2008 Kategori: SIYASI MIZAH
    Yorum (3) | Yorum yaz | Bağlantı

    GÜNÜN FIKRASI :))

    ..Bush ve Şoförü 

     

    George W. Bush şoförüyle bir kır gezisine çıkar. Arabayla giderken bir tavuğu ezerler.

    Meseleyi tavuğun sahibi olan çiftçiye kim anlatacak diye düşünürken Bush âlicenap bir tavırla şoförüne şöyle der:  

    "Bana bırak. Ben Dünyanın en güçlü adamıyım. Çiftçi bana muhakkak anlayış gösterecektir."

    Bush çiftçinin evine girer ve bir dakika sonra da nefes nefese koşarak geri döner.

    Göz morarmış, surat dagılmış haldedir. Şoförüne "Çabuk toz olalım burdan!" der.  

    Aksilik bu ya, arabayla daha 20 metre gitmeden bu defa da orada gezen bir domuzu ezerler.

    Bush korkulu gözlerle şoförüne bakar ve "Şimdi adama gidip söyleme sırası sende!" der.

    Şoför çiftliğe gider. Bush da arabada bekler. 10 dakika, 20 dakika 30 dakika derken....

    Şoför bir saat sonra sarkı söyleyerek, gülerek, cepleri para dolu ve kolunda irice bir meyve sepeti ile geri gelir.  

    Bush şaşkın bir halde sorar: "Çiftçiye ne dedin ki bu kadar ikrama boğdu seni?"

    "Valla ben de anlamadım" der Şoför. "Ben ona sadece şöyle dedim":

    "Iyi günler. Ben George Bush'un şoförüyüm. Domuz öldü!"


    Tarih: 23:18, 8/5/2008 Kategori: SIYASI MIZAH
    Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı

    "İrecep Bey!.." (Sakarya gazetesinden alıntı.)

    'İrecep Bey!..'


     

    'İrecep bey sen bize, meydanlarda söz verdin.
    Memleketi düzlüğe, götcem dedin götmedin.
    Garşımızda safilce, boynun büküp durdun,
    Haydut, hırsız, haksıza, çatcem dedin çatmadın.

     

    Müslümanız çok şükür, Batıyınan işimiz
    Olmaz bizim, bizlere yeter gendi aşımız,
    Dedin emme, sayende, tasmalandı başımız,
    IMF cavırını, atcem dedin, atmadın.

     

    Kerkükte gızanları, Kürde teslim eyledin,
    Türk'e vurana güldün, vurulanı payladın,
    Bir ara sevindiydik, böyük laflar eyledin ,
    Kerkük gırmızı çizgim, gitcem dedin gitmedin.

     

    Bizden oy ister iken, cavılara hep çattın,
    Denizli meydanında, bol bol palavra attın,
    Amerika'ya karşı, söyle bakam, ne ettin,
    Çilli horozlar gibi, ötcem dedin ötmedin.

     

    Push denen o pis cavir, şeyhin mi oldu senin,
    El pençe divan durdun, her lafına sen onun,
    Bir tek vatansever yok, hayalin dolu dört yanın,
    Memleket davasını, gütcem dedin gütmedin.

     

    Mesuttan gurtulduyduk, rahmet okuttun ona,
    Nah bu eller gırılsın, daha oy versem sana,
    Rezil rüsvay eyledin, bizi tekmil cihana,
    Devleti böyük devlet, etcem dedin etmedin.

     

    Aşiret artığından, gorkup gaçacak millet,
    Esgerinin başına, çuval geçecek millet,
    Senin gibi içi boş, balon seçecek millet,
    Değildik, yemin ettin, dutcem dedin dutmadın.

     


    Tarih: 23:21, 6/5/2008 Kategori: SIYASI MIZAH
    Yorum (3) | Yorum yaz | Bağlantı

    <- Son Sayfa | Sonraki Sayfa ->