YAŞAM - Hoşgeldiniz! - Blogcu
Hoşgeldiniz!

Hakkımda

Atatürk'ün izindeyim.



Son Yazılarım

  • YAZIKLAR OLSUN!
  • BIKTINIZ ARTIK DEĞİL Mİ? :)))
  • TÜRKAN SAYLAN...
  • ANNELER GÜNÜ KUTLU OLSUN!
  • MERHABA!
  • PRENSES "MELEK" OLDU :((
  • İZİN İSTİYORUM...
  • ATATÜRK ARBORETUMU GEZİSİ...
  • AŞIKLAR İÇİN HER GÜN SEVGİLİLER GÜNÜDÜR...
  • BARIŞ MANÇO'YU ANDIK...


  • Bağlantılarım

    Ana Sayfa
    Profilim
    Arşiv
    Negatif.Com
    FotoKritik.Com

    Kategoriler


    Arkadaşlarım

    Oyum ben
    antartika
    hasretsenfonileri
    Blogcu Yardım
    muratena
    tdarkness
    prensesimveben
    uzaksevda1941
    aylin toygun
    sehnaz62
    arzu55
    shortstorydunyasi
    kedilerimveben
    misscritic
    hasan güler
    kediperisi
    melekolankedilerimiz
    heartagram
  • TÜRKAN SAYLAN...



    Türkan Saylan yıllardır sürdürdüğü kanserle savaşını kaybetti ve sonsuzluğa uçuverdi...

    İnternette az önce bu yazıma eklemek için bir fotoğrafını aramak istedim. Arama sonuçlarının en büyük bölümü, dinci kesimin onun için yazdığı yazılardan oluşuyordu. Meğer dincileri ne kadar korkutuyormuş, ne kadar nefret ediyorlarmış ondan.

    Gördüğüm bazı yazıları hayretle, çoğunlukla da dehşetle okudum... Büyük bir savaş açmışlar Türkan Saylan'a. Şu anda ne büyük sevinç duyuyorlardır ondan kurtuldukları için... Onun hakkında yazılacak o kadar çok şey var ki. Ama hayat öyküsünü hemen hemen herkes biliyor. Ancak bu hayat öyküsüne bazı kesimlerin bakış açısı, bu ülkenin götürülmek istendiği yeri göstermesi açısından çok önemli.

    Bu konuda daha fazla yazmak istemiyorum. Çünki okuduklarım yüzünden içim öfkeyle dolup taşıyor. Türkan Saylan hocamıza rahmet diliyorum. Mekanı cennet olsun, nurlar içinde yatsın. Çağdaş yaşamı hayat tarzı olarak seçen herkesin başı sağolsun!



    Tarih: 21:00, 18/5/2009 Kategori: YASAM
    Yorum (21) | Yorum yaz | Bağlantı

    AŞIKLAR İÇİN HER GÜN SEVGİLİLER GÜNÜDÜR...

    SEVGİLİLER GÜNÜ KUTLU OLSUN!






    (Bu harika fotoğrafları www.yenimakale.com'dan aldım. Bu siteyi hazırlayanlara teşekkür ediyorum...)



    Tarih: 23:50, 13/2/2009 Kategori: YASAM
    Yorum (8) | Yorum yaz | Bağlantı

    KADINLARI SABOTE EDEN 12 CÜMLE...


    Başlıktaki ifade bana ait değil. RealAge Haber'den... Sloganı "Sağlıklı Yaşam Rehberiniz" olan RealAge'in bültenlerinde çok ilginç ve yararlı bilgiler yer alıyor da, çoğunu okumaya bile fırsat bulamıyorum ne yazık ki.

    12 Ocak 2009 tarihli bültende editör Ozan Vural'ın aktardığı yazıda çok ilginç bir konu var. Aynı duyguları ve söylemleri ben de yaşadığım için, arkadaşlarımla paylaşmamın uygun olacağını düşündüm. Belki aynı sorunlar, hepimizin sorunlarıdır... Öyleyse çözüm arayalım, değil mi? Konumuz: "KADINLARI SABOTE EDEN CÜMLELER"... Öğrenelim mi neymiş?



    KADINLARI SABOTE EDEN 12 CÜMLE...

    Kişinin kendi kendine yaptığı olumsuz iç konuşmalar nedeniyle özgüveninin düşmesi ve kendini gerçekleştirmesinin engellenmesi olarak tanımlanan “Self Sabotaj”, daha çok çocukluk döneminde öğrenilen hatalı düşüncelerden kaynaklanıyor.

    International Hospital'dan Psikolog Dr. Ferahim Yeşilyurt, klinik psikolojide/ psikiyatride bir hastalık olarak tanımlanmasa da, olumsuz iç konuşmaların bazı psikolojik sorunlara neden olarak rahatsızlığın şiddetini artırabildiğini söylüyor.

    Psikolog Dr. Ferahim Yeşilyurt, kadınların en çok kurdukları 12 cümle ile kendi kendilerini sabote ettiklerini belirtiyor:


    • Diğerlerinden farklıyım, onlar daha akıllı.
    • Ben zaten her zaman geriden giderim.
    • Keşke daha güzel olsaydım (güzel değilim).
    • En iyisi olmalıyım.
    • Keşke daha zeki bir kadın olsaydım.
    • Herkes benden daha çok çalışıyor.
    • Ben beceriksizin tekiyim.
    • Hafızam pek iyi değildir.
    • İsimleri aklımda tutamam.
    • Benden bir şey olmaz.
    • Çok sinirliyim, dengesizim, dağınığım.
    • Korkağın tekiyim.


    İç Sesimizin Tonunu Annemizin Tavrı Belirliyor


    Çocuklar konuşmaya ilk başladıklarında yapacaklarını tek tek ifade ederler. ‘Kamyonu alıyoruz, oyuncağı üzerine koyuyoruz’ gibi. Bir süre sonra bu konuşmalar yok olur. Yaşamımızdaki ilk konuşmalar anne ve yakın çevrenin etkisiyle oluşuyor. Dr. Ferahim Yeşilyurt'a göre, eğer endişeleri nedeniyle korumacı bir anne yanında büyüyorsanız, çevresel konuşmalar bu doğrultuda oluşuyor. Karamsar bir anneniz varsa siz de olaylarla ilgili karamsar konuşmalar yapmaya başlarsınız. Bir süre sonra ise bu iç konuşmalarınızı başkaları duyamaz. Ama kendi içinizde devam eder gider.

    Çocukken anneniz izin vermemesine rağmen bardaktan su içmeyi istediniz. Suyu içerken bardak elinizden kaydı ve yere düştü. Yerlere su ve cam parçaları dağıldı. Eğer anneniz “Aptal çocuk seni. Sana söyledim değil mi içemezsin diye, ortalığı berbat ettin” biçiminde konuşursa siz de bu konuşma tarzından etkilenirsiniz. Anneniz olaya daha sakin de yaklaşabilir. “Şimdi içemiyorsun ama biraz büyüdüğünde tek başına bardaktan su içebilirsin” biçiminde konuşursa daha umutlu bir konuşmayı öğrenmiş olursunuz. 40 Kere Söyleyince Oluyor!

    İç konuşmaların öğrenilmesi zamanla olur. Birkaç kerelik yapılan konuşmalardan çok, zaman içinde sürekli tekrarlanan konuşmalar daha fazla yerleşir. Çünkü öğrenmede tekrarın yeri büyüktür. Burada da yapılan tekrarlayıcı konuşmalar olumsuz düşüncelerin yerleşmesine neden olur. Kendi kendini sabote eden kişiler kendileriyle olumsuz iç konuşmalar yapmaktadır. Yapılan bu konuşmalar ise yaşadıkları kaygı ve üzüntüleri artırmaya yarıyor.

    Psikolog Yeşilyurt, kendi içimizde gerçekleşen bu olumsuz iç konuşmaları değiştirmenin mümkün olduğunu, dünyadaki pek çok uzmanın bu görüşü paylaştığını söylüyor. Çocukluktan itibaren kendi kendimize yaptığımız olumsuz iç konuşmalar zaman içinde otomatikleşir. Ve kolaylıkla olumlu biçime dönüştürülemez. Bu nedenle arkadaşlar ve aileler tarafından “Yanlış düşünüyorsun, öyle düşünme, abartma” gibi o anki olumsuz iç konuşmalarınızı değiştirmeye yönelik çabalar işe yaramaz. Hatta bazen sizi daha fazla kızdırabilir. Bu nedenle eğer kendi başınıza bu sorunların üstesinden gelmekte zorlandığınızda bir uzmandan yardım almanız faydalı olacaktır.


    Kendi kendinizi sabote etmekten kurtulmak için şu soruların yanıtlarını arayabilirsiniz:


    • Bu düşünce için ne gibi kanıtlarım var?
    • Bu durum için başka bir bakış açısı olabilir mi?
    • Kendinize gerçekçi olmayan standartlar mı belirliyorsunuz?
    • Sorunlarla baş edebilme yeteneğinizi mi küçümsüyorsunuz?


    Editör : Ozan Vural











    Tarih: 21:37, 21/1/2009 Kategori: YASAM
    Yorum (2) | Yorum yaz | Bağlantı

    CAM TAVAN SENDROMU!


    Bugün bir bilimsel araştırmayla ilgili bir yazı okudum. Çok ilgimi çekti, hepimizi ilgilendireceğini düşündüğün için paylaşmak istiyorum...

    Bilim adamları, yaptıkları araştırmalar sırasında, pirelerin farklı yükseklikte zıplayabildiklerini görürler. Birkaçını toplayıp 30 cm yüksekliğindeki bir cam fanusun içine koyarlar. Metal zemin ısıtılır. Sıcaktan rahatsız olan pireler zıplayarak kaçmaya çalışırlar ama başlarını tavandaki cama çarparak düşerler. Zemin de sıcak olduğu için tekrar zıplarlar, tekrar başlarını cama vururlar.

    Pireler camın ne olduğunu bilmediklerinden, kendilerini neyin engellediğini anlamakta zorluk çekerler. Defalarca kafalarını cama vuran pireler sonunda o zeminde 30 santimden fazla zıpla(ya)mamayı öğrenirler. Artık hepsinin 30 cm zıpladığı görülünce deneyin ikinci aşamasına geçilir ve tavandaki cam kaldırılır. Zemin tekrar ısıtılır. Tüm pireler eşit yükseklikte, 30 cm zıplarlar!

    Üzerlerinde cam engeli yoktur, daha yükseğe zıplama imkânları vardır ama buna hiç cesaret edemezler. Kafalarını cama vura vura öğrendikleri bu sınırlayıcı “hayat dersi’ne” sadık halde yaşarlar. Pirelerin isterlerse kaçma imkânları vardır ama kaçamazlar. Çünkü engel artık zihinlerindedir. Onları sınırlayan dış engel (cam) kalkmıştır ama kafalarındaki iç engel (burada 30cm'den fazla zıplanamaz inancı) varlığını sürdürmektedir.

    Bu deney canlıların neyi başaramayacaklarını nasıl öğrendiklerini göstermektedir. Bu pirelerin yaşadıklarına “cam tavan sendrom’u” denir. Bir insanın gelebileceğine inandığı en üst nokta, onun cam tavanıdır.Cam tavanınız hayallerinizin tavan yüksekliğini gösterir.

    İnsan inandığına denktir. Yapabileceğini düşündüğü kadardır...


    Tarih: 23:38, 11/1/2009 Kategori: YASAM
    Yorum (4) | Yorum yaz | Bağlantı

    MUTLU, SAĞLIKLI, SEVGİ VE BARIŞ DOLU 2009 OLSUN!


    Biliyorum, hepimizin beklentileri, umutları aynı. Umarım bu pozitif enerji birliği, tüm insanlığın geleceğine yansır ve tüm dünya, barış ve huzur içinde 2009'u yaşar... :-))

    Ben de sayfamdan, bütün arkadaşlarımın yeni yılını kutluyor, gönüllerinde olmasını hayal ettikleri ne kadar umutları varsa, hepsinin 2009'da gerçekleşmesini diliyorum.

    Sevgili arkadaşlarım, iyi ki varsınız.. Sevgiyle, sağlıkla ve mutlulukla kalınız...








    Tarih: 13:05, 30/12/2008 Kategori: YASAM
    Yorum (7) | Yorum yaz | Bağlantı

    MATEMATİK! :-))



    Ayakkabı numaranızı 5 ile çarpın. 

    Çıkan sonuca 50 ekleyin.


    Çıkan sonucu 20 ile çarpın.

    Çıkan sonuca 1008 ekleyin.

    Ve son olarak doğum yılınızı çıkarın.


    DÖRT HANELİ BİR SONUÇ BULACAKSINIZ...


    İLK İKİ RAKAM AYAKKABI NUMARANIZ, SON İKİ RAKAM YAŞINIZ...


    Hah hah hah! Nasıl şaşırdınız mı?


    Tarih: 13:14, 27/12/2008 Kategori: YASAM
    Yorum (9) | Yorum yaz | Bağlantı

    OĞLAK BURCU...



    26 Aralık. Bugün sevgili Aylin Toygun arkadaşımızın doğum günüymüş. Onun yazısını okurken, geçen yılki doğum günü yazısının altında yorum yazan "açelya"nın verdiği, doğum günüyle ilgili bir linki tıkladım. Güzel bir doğum günü sayfası hazırlanmış. Oradaki kutucuğa doğum tarihinizi yazdığınızda, doğum gününüzle ilgili inanılmaz güzel bilgiler çıkıyor. Açelya'ya buradan teşekkür ediyorum, bu linki paylaştığı için...


    http://www.hediyedenizi.com/dogumgunu/dogum_gunu.php


    Gelelim konumuza. Aylin arkadaşımız da benim ve sevgili Müjde gibi Oğlak burcu imiş. Ben 28 Aralık, Müjde 5 Ocak doğumlu. Bu nedenle söz konusu sitedeki Oğlak burcu ile ilgili genel bilgileri, sadece ana hatlarıyla paylaşmak istedim. Ana hatları dedim, çünkü hiçbir insan, aynı burç bile olsa, hatta ikiz bile olsa, %100 birbirinin tıpkısı olmaz. Yıldız haritasındaki farklılıklar, kişiliğe de farklı biçimlerde yansıyor.

    Bu arada, sevgili Hasretsenfonileri hocamın bana bir ifadesini burada paylaşmadan geçemiyeceğim. Bu, onun ne kadar iyi analiz yapabilen, tecrübeli ya da eski deyimle "insan sarrafı" kişiliği olduğunu, daha iyi anlamamı sağladı. Bana "öğretmen" kimliğim olduğunu ifade etti. Aslında ne yazık ki öğretmen değilim ama burcumun, doğum tarihime göre çıkan yorumunda, kader sayım 6 (öğretmen) olarak çıktı. Bu beni çok şaşırttı. Şimdi bu yorumu sizlerle paylaşmak istiyorum. Sevgili Aylin'e de sayfamdan nice yıllar diliyor ona bir de doğum günü şarkısı hediye etmek istiyorum. İstediğim gibisini bulamadım ama... Yine de beğenir umarım...


     

    Şimdi benim doğum tarihimi yazdıktan sonra bana çıkanları aktarıyorum buraya. Belki Aylin'e farklı, Müjde'ye farklı yorumlar çıkabilir, güne göre değişebilir.


    Oğlak burcundansın

    Burç taşın:  Göktaşı, Zirkon

    Burç Uyumları
    Boğa, Başak burçlarıyla uyumun çok iyi.
    Yay, Akrep, Balık, Kova burçlarıyla uyumun iyi.
    İkizler, Aslan, Oğlak burçlarıyla uyumun orta.
    Koç, Yengeç, Terazi burçlarıyla uyumun kötü.

    Burcuna göre çiçeğin Amarilis
    Çalışkan oğlak uzun boylu amarilleri sever. İlk tercihi kırmızı çiçekli çeşididir. Kendisi gibi ona da özen gösterir ve gelecek yılda da çiçek açmasını sağlar.

    Formun Üstü

    Formun Altı

    Oğlak burcuna uygun meslekler;

    Madencilik, çiftçilik, mimarlık, planlamacılık, ormancılık, askerlik, doktorluk, kimyagerlik, dişçilik, berberlik, güzellik uzmanlığı, devlet memurluğu, kuyumculuk

    Oğlak burcunun gök cismi: Satürn: Disiplin temsilcisi

    Kader sayınız: 6 (Öğretmen)

    Sizin dünyanızın yöneticisi aşktır. Aslında kime aşık olduğunuzun çok da önemi yoktur. Ve evrendeki göreviniz bu felsefeyi öğretmektir. Amacınız ise başkalarına yardım etmektir. Aşka ve ilgiye olan aşırı ihtiyacınızın arkasında kendinize olan güvensizliğiniz yatar. Ailede gerçekleştirdiğiniz huzuru, çevrenize sonra da tüm dünyaya yaymak amaçların en önemlisi. Kabalığa, bayağılığa asla tahammül edemiyorsunuz.

    İkili ilişkiler tercihiniz. Kalabalıkta kendinizi savunmasız hissediyorsunuz. Müzikten, güzel sanatlardan anlıyorsunuz. Yaşamın güzelliklerine olan sevginizi bu alanlarda uzmanlaşarak dile getiriyorsunuz. Kendinizden çok başkalarını düşünme özelliğiniz, sizi gençlerin danışmanı, yaşlıların sırdaşı ve dünyanın öğretmeni yapıyor.

    Çok ender eleştiriyorsunuz. Aslında sizi rahatsız eden çok az şey var. Yanınızda sevgiliniz olsun yeter. Görevlerinizin size yüklediği sorumluluk aslında göründüğünden de ağır. Ancak bu ağır görevlerin önemini gayet iyi biliyorsunuz.. Yaşamdaki görevlerinizi yerine getirerek büyük mutluluğa ulaşabilirsiniz.

    Doğum gününüze göre hangi hayvansın? (Kuğu)
    Çok hassas ve narinsiniz.
    Kolay âşık oluyorsunuz.
    Ne çok utangaç, ne çok girişkensiniz.
    Arkadaş grubunuzda kırılmaması için kollanan birisiniz.

    Burcunuza göre tatil seçeneğin;
    Oğlak burcu için en ideal tatil, dağlık bir bölgede olacaktır. Bu burç geleneklere ve tarihe önem verdiği için antik ve tarihi yerleri gezmekten büyük zevk alır. Hala arkeolojik kazılar yapılan bölgelere gitmek ya da bu kazılardan birinde gönüllü çalışmak hayatının unutulmaz tecrübesi olacaktır. Oğlak insanı eski, büyük ve geleneklerini koruyan otellerde kalmaktan büyük zevk duyar. İstanbul'da Pera Palas, New York'da Plaza, Londra'da Ritz Oteli gibi. Bunun yanı sıra Oğlak burcu doğada dere tepe yürümeye bayılır.

    Oğlak, tatilinde biraz iş yapabilirse çok mutlu olur. Bu yanındaki insanı çıldırtabilir ama onun için iş, hayatının bir parçasıdır, ona büyük zevk verir ve bu yüzden de çok başarılıdır. Seyahatinde işle ilgili bir fırsat yakalayabilirse tatil daha da zevkli olacaktır. Burcunuza göre şarkı; Sertap Erener'den "Kendime yeni bir ben lazım" senin şarkın.

    Burcunuza göre giyim tercihlerin; Giysilerinde klasikliği ve modernliği aynı anda kullanmaktan büyük zevk duyarlar. Özellikle deri giysileri çok severler. Kahverengi vazgeçemedikleri tek renktir. Burçlarının en büyük özelliği ne istediklerini bilmeleridir. Alışverişte onlar için fiyat değil, kalite önemlidir. Korkuların; Başkaları ne der korkusu. Parasız kalma korkusu. (Ah! Ne doğru)


    Tarih: 17:10, 26/12/2008 Kategori: YASAM
    Yorum (7) | Yorum yaz | Bağlantı

    "ÖĞRETMENLER YENİ NESİL SİZLERİN ESERİ OLACAKTIR!"







    Atatürk'ün sözüyle, izinden giden, bu mesleğe gönül veren, her zorluğa göğüs gererek, ömrünü çocukların eğitimi için harcayan, idealist eğitim neferlerinin önünde saygıyla eğiliyor, haklarını helal etmelerini diliyorum...

    Tek dileğim, Türkiye'de Atatürk ilkelerine bağlı, çağdaş eğitim vermeye çalışan öğretmenlerimizin, hakettikleri saygı, sevgi ve insanca yaşam koşullarına uygun gelir düzeyine kavuşmaları ve gelecek güvencelerinin sağlanmasıdır...

    "Öğretmen kandil gibidir,  kendisini tüketerek başkalarına ışık verir." - K. Atatürk.




    Tarih: 21:08, 24/11/2008 Kategori: YASAM
    Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı

    ÜSKÜDAR GEZİSİNE DEVAM...



    Üsküdar Doğancılar parkından görüntüler aktarmıştım sizlere. Bu kez de Üsküdar meydanındaki Yeni Valide Camii'inden görüntüler aktarmak istiyorum. Diş hekimimin muayenehanesinden ayrıldıktan sonra, aşağı doğru yürüyerek meydana indim.

    Üsküdar meydanı şu anda bir şantiye görünümünde. Biliyorsunuz Marmaray çalışmaları devam ediyor. Oraları görmemezliğe gelerek (ve de görüntülemeyerek) ana kapısını açık gördüğüm Yeni Valide Camii'nin avlusuna girdim. Orada çektiğim fotoğraflar da aşağıda...


    Kapının yanıdaki tabelada Cami hakkında bilgiler var. Cami 1710 yılında III. Ahmet'in annesi Gülnuş Emetullah Hatun tarafından yaptırılmış...

     Caminin avlusu kare biçiminde... Musluklar tam ortada.



     Caminin içine giriş kapısı...

    Ve işte caminin içi. Namaz kılanlar vardı, o ulvi sükûneti bozmamak için fazla fotoğraf çekmedim....

    Ve caminin dıştan görünüşü... Duvarının önünden Kadıköy dolmuşları kalkıyor...

    Bugünkü gezimiz de bu kadar, başka gezilerde buluşmak üzere... :))

    Tarih: 00:17, 16/11/2008 Kategori: YASAM
    Yorum (3) | Yorum yaz | Bağlantı

    TÜRK ŞİİRİ'NİN ÇINARI : FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA



    Bugün acı bir gün. Fazıl Hüsnü Dağlarca'yı kaybettik. Onun hakkında ne yazılsa az gelir. O Türk şiiri'nin çınarıydı. Ulu bir çınar. Ve ağaçlar ayakta ölür. Nur içinde yat büyük şair, büyük usta, hakkını helal et. Türk şiirinin ve Türk milletinin başı sağolsun. Onun en sevdiğim şiirlerinden biriyle uğurlamak istiyorum... :((


    MUSTAFA KEMAL'İN KAĞNISI

    Yediyordu Elif kağnısını
    Kara geceden geceden
    Sanki elif elif uzuyordu inceliyordu
    Uzak cephelerin acısıydı gıcırtılar
    İnliyordu dağın ardı yasla
    Herbir heceden heceden

    Mustafa Kemal'in Kağnısı derdi kağnısına
    Mermi taşırdı öteye, dağ taş aşardı
    Çabuk giderdi, çok götürürdü Elifcik
    Nam salmıştı asker içinde
    Bu kez herkesten evvel almıştı yükünü
    Doğrulmuştu yola, önceden önceden

    Öküzleriyle kardeş gibiydi Elif,
    Yemezdi, içmezdi, yemeden içmeden onlar
    Kocabaş çok ihtiyardı çok zayıftı
    Mahzundu bütün Sarıkız, yanısıra
    Gecenin ulu ağırlığına karşı,
    Hafiftiler, inceden inceden

    İriydi Elif kuvvetliydi kağnı başında
    Elma elmaydı yanakları, üzüm üzümdü gözleri
    Kınalı ellerinden rüzgar geçerdi daim
    Toprak gülümserdi çarıklı ayaklarına
    Alını yeşilini kapmıştı, geçirmişti
    Niceden niceden

    Durdu birdenbire Kocabaş, ova bayır durdu.
    Nazar mı değdi göklerden, ne?
    Dah etti, yok. Dahha! dedi, gitmez.
    Ta gerilerden başka kağnılar yetişti geçti gıcır gıcır
    Nasıl durur Mustafa Kemal'in Kağnısı
    Kahroldu Elifcik, düşünceden düşünceden

    Aman Kocabaş, ayağını öpeyim Kocabaş,
    Vur beni, öldür beni, koma yollarda beni.
    Geçer, götürür ana çocuk mermisini askerciğin
    Koma yollarda beni, kulun köpeğin olayım
    Bak hele üzerimden ses seda uzaklaşır
    Düşerim gerilere iyceden iyceden

    Kocabaş yığıldı çamura
    Büyüdü gözleri büyüdü, yürek kadar
    Örtüldü gözleri örtüldü hep
    Kalır mı Mustafa Kemal'in Kağnısı bacım
    Kocabaşın yerine koştu kendini Elifcik
    Yürüdü düşman üstüne yüceden yüceden.


    FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA

    Tarih: 22:56, 15/10/2008 Kategori: YASAM
    Yorum (4) | Yorum yaz | Bağlantı

    <- | Sonraki Sayfa ->